2026 Ekim Ayında Okuyacaklarım
Herkese merhaba.
Eylül’ü de geride bıraktık. Açıkçası ayın nasıl geçtiğini ben hiç anlamadım. Daha dün ağustos ayının son günlerini yaşıyormuşuz gibi geliyor ama bir baktık, okullar açılmış, yeni eğitim-öğretim yılına girmişiz bile. Bazen zamana gerçekten yetişemiyorum.
Eylül ayının ilk günleri benim açımdan pek kolay başlamadı. Ayın başlarında çeşitli sağlık sorunlarıyla uğraştım. Tam biraz işleri toparladık derken bu kez okul hazırlıkları başladı. Toplantılar, planlamalar, hazırlıklar, evrak işleri derken günler hızlıca aktı gitti. Üzerine bir de seminer haftası eklenince, eylül ayı benim için koşturmaca içinde geçti diyebilirim.
Nihayet okullar açıldı ama her şey bununla bitmedi. Şimdi de okulların üçüncü haftasında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında gerçekleştirilen eğitimlere gidip geliyorum. Toplam beş gün sürecek bu eğitim yüzünden günlerim yine hareketli geçiyor. Bir yandan öğretmenlik sorumlulukları, bir yandan eğitimler ve günlük hayatın diğer işleri derken insanın kendine ayırdığı zaman ister istemez azalıyor.
Bütün bunların arasında kitap okumaya da çalıştım elbette. Farklı zamanlarda birkaç kitabın kapağını açtım, kimisinden birkaç sayfa, kimisinden biraz daha fazla okudum. Hatta bazı kitaplara yeniden dönmeyi bile düşündüm ama hiçbirini başlangıcından sonuna kadar getirip tamamlayamadım. Kitaplar bir süre masada orada burada bekledi, ben de arada dönüp birkaç sayfa okuyarak devam etmeye çalıştım. Sonuç olarak okuma serüvenim biraz sekteye uğradı.
Sanırım bazen böyle dönemlerden geçiyoruz. Her ayın aynı tempoda, aynı düzen içinde ilerlemesini beklemek mümkün değil. Hayatın yoğunlaştığı zamanlarda insanın zihni de ister istemez başka şeylerle meşgul oluyor. Kitap okumak gibi sevdiğimiz bir uğraş bile bir süreliğine geri plana düşebiliyor. Ben de bu durumu fazla büyütmemeye çalışıyorum. Önemli olan, yeniden o düzeni kurabilmek.
Bu düşünceyle birlikte, ekim ayını biraz daha planlı geçirmek için bugün nihayet kitaplarımı satın aldım. Elimde yeniden bir okuma listesi olması bile bana şimdiden iyi hissettirdi. Ekim ayı için listeme Bruce Lee’nin Sıra Dışı Düşünceler kitabı ile Hermann Hesse’nin Siddhartha eserini ekledim. Önümüzdeki haftaları mümkün olduğunca bu iki kitaba ayırmayı ve ayın sonunda ikisini de tamamlamış olmayı planlıyorum. Umarım bu kez eylül ayındaki dağınıklığı geride bırakıp daha düzenli bir okuma temposu yakalayabilirim.

İlk kitabımız Bruce Lee’nin Sıra Dışı Düşünceler kitabı.
Bruce Lee’yi çocukluğumdan beri çok severim. Özellikle doksanlı yıllarda onun filmleri bizim kuşağın çocukluk dünyasında ayrı bir yere sahipti. Filmlerini büyük bir ilgiyle izler, okulda arkadaşlarla bir araya geldiğimizde gördüğümüz hareketleri taklit etmeye çalışırdık. O yıllarda bizim kuşağın önemli bir kısmının ortak çocukluk anılarından biridir bu. Elbette o zamanlar bunun ne kadar komik ve çocukça olduğunun farkında değildik (bazen hala canım çekiyor).
Aradan bunca yıl geçmesine rağmen Bruce Lee’ye olan ilgim hiç kaybolmadı. Geçtiğimiz günlerde tesadüfen bu kitabına denk geldim. Kitabın adı ilgimi çekti. Sonrasında biraz daha merak edip 1000Kitap sitesine girdim ve okurların yorumlarına göz attım. Farklı insanların değerlendirmelerini okudukça kitaba karşı merakım daha da arttı.
Uzak Doğu kültürüne ve özellikle felsefesine uzun zamandır özel bir ilgi duyduğum için bu kitabın bana hitap edeceğini düşünüyorum. Bruce Lee’nin düşüncelerini, hayata ve insanın kendisine bakışını kendi ifadeleri üzerinden okumak benim için ilginç olacak. Sanıyorum kitabı elime aldıktan sonra fazla beklemeden birkaç bölümünü arka arkaya okuyacağım. İçeriğinin de oldukça akıcı olacağını düşünüyorum.

İkinci kitabım ise Hermann Hesse’nin Siddhartha adlı eseri.
Bu kitabı aslında bana doğrudan Gemini önerdi. Bazen okuyacağım kitapları belirlerken yapay zekadan da yardım alıyorum. Her ne kadar kitap seçerken kendi zevklerimi ve daha önce okuduklarımı temel alsam da, zaman zaman karşıma hiç düşünmediğim güzel alternatifler çıkarabiliyor. Siddhartha da bu şekilde karşıma çıkan kitaplardan biri.
Bildiğim kadarıyla bu eser, insanın kendi iç dünyasına yaptığı manevi ve felsefi yolculuğu anlatıyor. Siddhartha’nın ailesini ve alışık olduğu hayatı geride bırakarak bilgeliğin peşine düşmesi, farklı insanlarla ve düşüncelerle karşılaşması, sonunda ise huzuru ve anlamı kendi içinde araması kitabın temelini oluşturuyor. Açıkçası bu durumu kendi durumuma benzettiğim için kitap ilgimi çekti.
Önümüzdeki haftalarda iki farklı dünyaya ait bu iki kitabı art arda okumak benim için güzel bir deneyim olacak. Bir tarafta disiplin, düşünce, mücadele ve Uzak Doğu felsefesiyle şekillenen Bruce Lee, diğer tarafta arayış, huzur ve bilgelik üzerine kurulu Hermann Hesse… Konuları birbirinden farklı görünse de ikisinin de insanın kendisini tanıması ve hayata başka bir gözle bakması noktasında kesişeceğini düşünüyorum.
Şimdilik elimde yalnızca kitapların heyecanı ve başlama isteği var. Gerisini okuyup gördükten sonra hep birlikte konuşuruz.
İnşallah ekim ayı hepimiz için daha sakin, daha üretken ve bol kitaplı bir ay olur. Herkese keyifli okumalar.
