2025-2026 Eğitim Öğretim Yılının Ardından
- onsaritas90
- 26 dakika önce
- 6 dakikada okunur
Koridorlar yavaş yavaş boşalmaya başladı ve sınıflar sessizleşti. Bir eğitim öğretim yılı daha geride kalıyor. İki hafta kaldı okulların kapanmasına.
Her yıl bu sessizlik geldiğinde aynı şeyi yapıyorum. Duruyorum. Geriye bakıyorum. Ve fark ediyorum ki bu geçen yıl, dışarıdan göründüğünden çok daha dolu, çok daha ağır bir yıl olmuş.
Bu yazıyı yazmak istedim çünkü öğretmenlik denen şeyin içinde neler olduğunu, neyin nasıl yürüdüğünü, hangi araçlarla çalıştığımızı ve bütün bunların insanın içinde nasıl bir his bıraktığını anlatmak istiyorum. Hem bu yılın muhasebesini tutmak hem de bu işin görünmeyen yüzünü biraz olsun görünür kılmak için.
Dışarıdan bakan bir göz için öğretmenlik ders anlatmaktan ibaret gibi görünür. Sınıfa girersin, anlatırsın, çıkarsın. İki ay da tatilin var, oh mis gibi. Ama o işler gerçekte hiç de öyle değil.

Mesela yıl henüz daha başlamadan yorucu bir koşuşturmayla açıldı alan şefleri için. Meslek derslerinin kitaplarını öğrencilere ulaştırabilmek için kendi arabamla Nilüfer'deki Çalı İlkokulu'na birkaç defa gidip geldim. İl millî eğitim müdürlüğü, Nilüfer bölgesi için orayı dağıtım deposu olarak belirlemişti. Gidip kitapları alıp gelmek kulağa basit geliyor ama o araçta, o yolda, o ağır kitap yüklerini taşırken "Bu da mı benim işim?" diye düşünmeden edemedim.

Her gidişte meslek kitaplarını aramak, bazı kitapların hiç gelmemiş olduğunu görmek ve birkaç seferde ancak tamamlayabilmek… Bunların hepsi ayrı bir yorgunluktu. Burada Millî Eğitim Bakanlığı'nı da eleştirmeden geçemeyeceğim. Bu işler ne öğretmenlerin, ne de öğrencilerin üstlenmesi gereken görevler. Yapılacaksa ilgili bakanlıkların bütçelerinden gerekli kaynaklar ayrılıp daha doğru bir zamanlama ve organizasyonla yürütülmeli. Neyse ki kısa sürede o işleri hallettik ve yıla bir şekilde başladık.
Senenin başında yapılan Okul Aile Birliği toplantısında yazman olarak görev aldım. Bu toplantıda alınan kararları, yapılan konuşmaları ve varılan mutabakatları ayrı ayrı kayıt altına aldım. Ardından tüm yazılanları bilgisayarda temize çekip toplantı tutanaklarını düzenleyerek idareye sundum. Bilgisayarın dikte özelliği bu süreçte işlerimi oldukça kolaylaştırdı. Daha ders anlatmaya da geçemedik değil mi?

Eylül ayında ISNITE 2025 (International Symposium on New Issues in Teacher Education) etkinliği yapıldı ve yurt dışından ve yurt içinden çeşitli eğitimcilerin konuşmalarını dinledik. Her okuldan görevlendirilen öğretmenler olur bu organizasyonlara. Ben de bu yıl çokça görev aldım.

Kasım ayının sonunda da Eğitimde Yeni Yaklaşımlar etkinliğine katıldım. Prof. Dr. Ayşe Bilge SELÇUK, Prof. Dr. Yavuz SAMUR ve Prof. Dr. Nilüfer DEVECİGİL'in sunumlarını ilgiyle takip edip güncelliğimizi devam ettirmeye çalıştık. Özellikle Yavuz SAMUR'un konuşmalarını, kitaplarını ve sosyal medya hesaplarını da takip etmeye çalışıyorum zaten.
Teknik hazırlıklar da yıl boyunca süren bir sorumluluk olarak omzumda kaldı. Her etkinlik öncesinde konferans salonunda ses sistemi kurulumu, bilgisayar bağlantısı, projeksiyon ayarı, mikrofon testi, müzik listesi hazırlığı… Bunların büyük çoğunluğu bu yıl benim sorumluluk alanımda oldu. Aslında bu sayılan işleri herkes yapabilir ama bazen insanlar bilmemeyi tercih ediyor.
Yılın kültürel çalışmaları arasında da Bursa'nın Fethi için hazırladığımız pano özel bir yere sahip. Tarihimizle bağ kurmak, bu toprakların geçmişini öğrencilere hissettirmek ve bunu bir pano üzerinden yapmaya çalışmak... Küçük bir katkıydı. Ama küçük katkıların birikmesiyle büyük bir farkındalık oluşur. Görsel içerik üretmek için her zaman büyük imkanlara ihtiyaç duyulmadığını bu çalışmayla da bir kez daha görüyoruz. Canva gibi erişilebilir dijital tasarım araçlarıyla, biraz sabır ve dikkatle çok şey mümkün.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı töreni de bu yılın en kapsamlı etkinliklerinden biriydi. Yüzlerce öğrenci, veliler, öğretmenler ve o gün özel olarak aramıza katılan Kırım IQ Merkezinden gelen öğrenci ve öğretmenler… Sahneye çıkan her çocuğun arkasında çalan müziğin, söylenen sözlerin doğru anda doğru şekilde çalışması gerekiyordu. Teknik düzenin yanı sıra, farklı bir kültürden gelen misafirleri ağırlamak, okulumuzu onlara tanıtmak ve ortak bir zemin bulmak da o günün ayrı bir boyutuydu.

Her yıl söylüyorum, her yıl daha çok inanıyorum, öğrenciler sadece sınıfta öğrenmemeli. Öğrenmenin gerçek hali, işin tam ortasında, gerçek insanlarla, gerçek problemlerin içinde olur.
Bu inançla bu yıl Lojistik Kariyer Günü düzenledik. Sektörden insanları okula davet ettik, öğrencilerle buluşturduk. Bir öğrencinin gözünde o güne kadar sadece kitapta okuduğu kavramların gerçek bir insan tarafından anlatılması bambaşka bir şey. O kıvılcımı gözlerinde görebiliyorsunuz.

Yine sektörel işlerin öğrencilerimiz için daha görünür olması adına Logitrans 2025 fuarına katıldık. Bildiğiniz gibi Logitrans, Türkiye'nin en büyük lojistik etkinliklerinden biri. Öğrenciler sektörün nabzını orada hissetti, stantlar, konuşmalar, fuardaki kalabalık ve hareketlilik. Sınıfta hiçbir ders kitabının veremeyeceği bir enerji oluyor o gibi etkinliklerde.

Bu yılın birinci döneminde sektör-okul iş birliği için Borçelik Teknik Akademi'ye de iki ayrı teknik gezi düzenledik. Endüstriyel bir ortamda, makinelerin arasında, üretimin içinde duran bir öğrencinin edindiği şey ile sınıfta öğrendiği şey arasındaki fark inanılmaz fazla. Okulun Instagram hesabında da paylaştık, simülasyonların eğitimdeki yerini çok daha iyi anlıyor insan.

Yine birinci dönemin sonuna doğru gümrük müşaviri Şebnem Türkbeyler'i öğrencilerimizle buluşturduk. Sektörde aktif çalışan, alanında uzman bir ismin sınıfa gelmesi anlattıklarına ayrı bir ağırlık katıyor. Öğrenciler o gün çok soru sordular. Bu iyi bir işaretti. Zaten kız meslek lisesine kadın bir gümrük müşavirinin gelmesi de öğrencilerin kendilerine inanmaları açısından güzeldi.
Gezilerden devam edelim… Bursa Teknik Üniversitesi'ni ziyaret ettik. Çünkü Bursalı öğrencilerin üniversite ve kariyer hedeflerine katkı sağlamak istedik. Üniversite koridorlarında yürümek, orada okuyan öğrencilerle konuşmak, amfilere ve derslere girmek soyut bir geleceği somut hale getiriyor. "Ben de burada okuyabilirim" diye düşünmek için önce orada durmak gerekiyor.

Mayıs ayında da KOSGEB Tanıtım Günü etkinliğiyle girişimcilik konusunda bir farkındalık alanı açmaya çalıştık. Bu etkinliği de Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdik. Öğrencilerden bir kısmı için "girişimcilik" hala soyut bir kavram. Ama tohum ekildi, hangi tohumun nerede filizleneceğini bilemezsiniz, ekmemek ise daha büyük bir hata.

Gelelim ekiplere. Bu yılın benim için en heyecan verici gelişmesi, okulumuzda bir Yapay Zeka Ekibi kurmuş olmamız oldu. Bu fikir uzun süredir kafamın bir köşesinde dolaşıyordu. Yapay zekanın eğitimde nasıl kullanılabileceğini, öğrencilere bu teknolojiyi nasıl tanıtabileceğimizi, öğretmenler olarak bu alanda nasıl bir adım atabileceğimizi düşünüyordum. Sonunda bu düşünce somut bir adıma dönüştü. Ekip kuruldu, ilk toplantılar yapıldı, ilk fikirler masaya yatırıldı.
Yeni fikirlerin ortaya çıktığı, tartışmaların yaşandığı, denemelerin yapıldığı bir alan doğdu. Sonuçta öğretmenler için bir eğitim planı ve eğitim materyalleri tasarladık. Hatta bununla ilgili bir blog yazısı yazmıştım. Çalışmaları nihayetine erdirdik diyebilirim.

Bitti mi sandınız? Yıl boyunca okulun sosyal medya hesaplarını da yönettim. Hem Facebook hem de Instagram'da içerik planlaması, fotoğraf seçimi, metin yazımı, zamanlama vs. gibi işlerin hepsini okulun kurumsal kimliğine uygunluğunu gözeterek, düzenli ve tutarlı biçimde yaptım. Sosyal medya yönetimi kulağa kolay gelir, dikkatli ve istikrarlı yürütüldüğünde hiç de öyle değildir. Ama bu yıl inşallah bu işi bırakmayı düşünüyorum. Dört yıldır gönüllü olarak ben yapıyorum çünkü. Yetti bu kadarı diyelim.
Okulun tanıtım broşürünü de bu dönemde hazırladım. Okulun vizyonunu, değerlerini ve sunduğu imkanları kelimelerle ve görsellerle ifade etmek ayrı bir emek istiyor. Yine Canva'yı tasarım aracı olarak kullandım ve içeriği sıfırdan oluşturdum. Birden fazla taslak hazırladım, geri bildirimler aldım, revize ettim. Sonunda ortaya okulumuzun yüzü olabilecek bir belge çıktı.


Yine her yıl olduğu gibi bu yıl da Feriha Uyar'ı Anma Programı'nın fotoğraf ve video çalışmalarını düzenledim. Bu tür programlar geçip gidiyor ama geriye bir hafıza bırakmak önemli. Fotoğraflar ve videolar o belleğin taşıyıcısı. Bu sorumluluğu taşırken çektiğim her kareyi dikkatle seçtim. Ayrı Feriha Uyar hanımefendinin yapay zeka ile bir videosunu hazırlayıp sundum.
Okulun yeni tanıtım videosunun hazırlanması işi de tamamen bana aitti. Drone ile çekilecek videoların planlanmasından çekimine, kurguya kadar her şey benim sorumluluğumdaydı. Drone ve telefon kamerası, Canva ve iMovie programı… Büyük bütçelere ihtiyaç duymadan profesyonel görünen işler üretmek mümkün. Yeter ki sabır ve dikkat olsun.
Tüm bu çalışmaların taçlandığı an 6 Haziran Mesleki Eğitim Şenliği'ydi. Bununla ilgili de bir blog yazdım. Etkinliğin daha kapsamlı halini okumak isteyenler o yazıya bakabilir.

Son olarak mezuniyet programı da aynı sorumluluk duygusuyla geçti. Projeksiyon ışığı altında çalışıyorsunuz ama yılın son büyük anının ağırlığı omuzlarınızda. Bütün ses sisteminin ve program akışının doğru zamanlanması gerekiyor. Yine de her şeyin sorunsuz ilerlediğini görmek, o uzun yılın yorgunluğuna gerçekten değer katıyor.
Bugün, yıl sonunda, bu yazıyı yazarken yorgunluktan çok bir şükran duygusu hissediyorum. Ama sadece şükran da değil, bir tatmin, bir netlik duygusu var içimde.
Bu yıl çok şey yaptım. Bazılarını planlamıştım, bazıları önüme geldi. Bazılarında daha iyi yapabilirdim, bazılarından içtenlikle memnunum. Ama hepsini, öğrencilerim ve okulum için, yaptım. Bu, geriye bakıldığında en önemli şey.
Bir okulu okul yapan emek veren öğretmenler, merak eden öğrenciler, güvenen aileler ve görünmeyen onlarca küçük çabadan oluşuyor. Bu yıl da her zaman olduğu gibi o çabanın içinde oldum.
Ders öncesi hazırlık, ders anlatma, koordinatörlük görevi, alan şefliği ile ilgili işler, veli toplantıları, kulüp çalışmaları gibi konulardan hiç bahsetmedim farkındayım. Bunlar normal bir öğretmenin zaten yapması gerekenler. Saymaya kalksam iki yüz tane iş sayabilirim bunlarla ilgili de… Ama saymıyorum.
Sene boyunca birlikte çalıştığım tüm meslektaşlarıma, öğrencilerime ve her adımda destek olan herkese de samimiyetle teşekkür ediyorum.
İki eğitim öğretim dönemi boyunca onlarca küçük işe dokundum. Bazıları unutulacak, bazıları hatırlanacak. Ama eğer birkaç öğrencinin hayatında küçük de olsa bir iz bırakabildiysem, bütün bu yorgunluk buna değdi diyebilirim.


