Neden Dijitalde Kendi Alanımı Kurdum?
- onsaritas90
- 5 gün önce
- 1 dakikada okunur
Bir öğretmen olarak mesleğimin en sevdiğim yanı, sınıfa girip kapıyı kapattığımda o alanın tamamen bana ve öğrencilerime ait olması. Orada kuralları, müfredatın ötesinde samimiyet, derinlik ve karşılıklı bağ belirler. Ama son zamanlarda sosyal medyada içerik paylaşırken, kendimi kapısı penceresi açık, herkesin aynı anda konuştuğu, sürekli bir zil sesinin çaldığı ve dikkat sürelerinin birkaç saniyeye indiği bir koridorda ders anlatmaya çalışıyor gibi hissetmeye başladım. Yanlış anlaşılmasın, sosyal medyayı tamamen bırakmış ya da oradaki bağları koparmış değilim. Sadece artık kendi sınıfımı kurma vaktinin geldiğine inanıyorum.

Sosyal medyanın baş döndürücü hızında zaman geçirmek, bir süre sonra insanı derinlikten uzaklaştırıyor. Emek verip hazırladığınız bir fikir, proje ya da deneyim, o anki popüler bir algoritma kuralına uymadığı için parmakların hızla kaydırıldığı bir akışta kaybolup gidiyor. Açıkçası, vaktimi ve enerjimi bu yapay döngüye harcamak yerine, çok daha kaliteli ve kalıcı bir yola yatırmayı tercih ettim. Çünkü biliyorum ki, ayaküstü kurulan cümleler yerine üzerine düşünülmüş, sindirilmiş yazıların ve paylaşımların değeri her zaman çok daha başka.
İşte bu web sitesi, benim dijital dünyadaki sakin, gürültüden uzak sınıfım. Burada karakter sınırları, dikkat dağıtan reklamlar ya da popüler olma baskısı yok. Kuralları kendim koyduğum, samimiyeti ve üretimi ön planda tuttuğum, kapısı merak eden herkese açık olan bir alan. Dijital evime hoş geldiniz. Burada konuşacak çok şeyimiz olacak.


