top of page

Mobbing Karşısında

  • Yazarın fotoğrafı: Onur Sarıtaş
    Onur Sarıtaş
  • 22 saat önce
  • 3 dakikada okunur

Öğretmenliğinin ilk yıllarında okul genel olarak ders anlattığın ve öğrencilerle ilgilendiğin bir yer gibi gelir. Var olan tüm enerjini sınıfa harcamak istersin. Ama zamanla okulun, idarecilerin ve öğretmenlerin bir arada çalıştığı, kendine has dinamikleri olan bir kurum olduğunu fark edersin. Bu dinamikler içinde bazen işler yolunda gitmez ve son yıllarda adını sıkça duyduğumuz "mobbing" ile yüz yüze kalabilirsin.



Bu noktada öncelikle mobbingin ne olduğunu doğru anlamak gerekiyor. Çünkü gözlemlerime göre bu kelimenin gerçek anlamını bilmeyen sayısı bilenlerin çok üzerinde.


Mobbing dediğimiz şey bir iş yerinde bir çalışana yönelik sistematik, sürekli ve kasıtlı olarak yapılan psikolojik tacizdir. Amacı kişiyi yıldırmak, yalnızlaştırmak veya işten uzaklaştırmaktır.

Bu tanıma göre her olumsuz durum mobbing değildir ve bu ayrımı iyi yapmak gerekir. Örneğin, idarenin senden yönetmelikte yazan nöbet görevini zamanında yerine getirmeni istemesi, ders defterlerini düzenli doldurmanı beklemesi veya haklı bir gerekçeyle sana bir uyarıda bulunması mobbing sayılmaz. Ya da bazen öğretmenler odasında bir meslektaşınla yaşadığın anlık bir tartışma da bu kapsama girmez. Bunlar iş hayatının olağan akışı içinde yaşanabilen durumlardır. Mobbing durumunda davranışların sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekiyor. Tanım gereği bunlar yoksa, yaşanan durum olumsuz da olsa bir mobbing durumundan bahsedemeyiz.


Peki, neler mobbing olabilir? Eğer okul idaresi hiçbir mantıklı ve yasal gerekçe sunmadan ders programını sürekli senin aleyhine, en zorlayıcı şekilde ayarlıyorsa, resmi dilekçelerin sürekli görmezden geliniyor veya cevapsız bırakılıyorsa, diğer öğretmenlerin yanında kasıtlı olarak sürekli küçük düşürülüyorsan, sana ait olmayan görevler sadece seni zorlamak için üzerine yıkılıyorsa burada bir sorundan bahsedebiliriz. Sistematik bir dışlama ve yıldırma politikası varsa, işte o zaman mobbing ihtimalini değerlendirmelisin.



Böyle bir durumla karşılaştığında yasaların ve yönetmeliklerin aslında en büyük güvencen olduğunu unutmamalısın. Devlet memurlarını bağlayan kanunlar ve bakanlığın yönetmelikleri, bir öğretmenin, bir müdürün veya müdür yardımcısının görev ve sorumluluklarını çok net bir şekilde çizer. Kimse sana kanunlarda ve yönetmeliklerde yazmayan bir işi zorla yaptıramaz. Anayasamızda da belirtildiği gibi, angarya yasaktır.


Elbette okul iklimi içinde dayanışma önemlidir. Öğretmenlik yetkinliklerine veya kişisel becerilerine uygun bazı işleri gönüllü olarak yapabilirsin. Örneğin, okulun tiyatro gösterisini hazırlamak, bir projeye liderlik etmek veya bir törenin sunuculuğunu üstlenmek senin tercihine ve hevesine kalmıştır. Bu gibi durumlarda gönüllülük esastır. Ancak iş, senin asli görevlerinle uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece birileri yorulmasın diye sana yıkılan angarya işlere dönüştüğünde "hayır" demeyi bilmelisin. Bu noktada asla yönetmeliklerin dışına çıkmamalısın. "Bunu hep böyle yapıyoruz" veya "İdare böyle uygun gördü" gibi sözlü beyanlar seni bağlamaz. Eğer idare senden yönetmeliğe aykırı bir iş yapmanı istiyorsa, bu talebi yazılı olarak iletmelerini istemek en doğal hakkındır. Çoğu zaman o yazılı emir hiçbir zaman gelmez.


Tüm bu süreçleri sağlıklı bir şekilde yürütebilmenin temel şartı ise mesleki duruşunu bozmamaktır. Bu yüzden bence okulda, öğretmenler odasında veya idareyle ilişkilerinde gereksiz samimiyet kurmaktan kaçınmalısın. İnsanlarla arandaki mesafe ne kadar dengeli olursa, sınırlarını ihlal etmeleri de o kadar zorlaşır. Çok fazla içli dışlı olmak, "Sen halledersin, aramızda lafı mı olur" cümlesinin önünü açar. Kendi görev ve sorumluluklarını harfiyen bildiğin gibi, idarenin de görev ve sınırlarını bilmelisin. Onların neyi talep edip neyi edemeyeceğini bildiğinde, karşılarına çok daha özgüvenli çıkarsın.



Eğer gerçekten mobbinge uğradığını, sistemli bir şekilde haksızlığa maruz kaldığını düşünüyorsan ilk yapman gereken şey sakin kalmaktır. Öfkeyle hareket etmek, ses yükseltmek veya fevri kararlar almak sadece karşı tarafın eline koz verecektir. Yaşadığın olayları tarih, saat, mekan ve varsa şahitleriyle birlikte detaylıca not almalısın. Çünkü iddialarını somutlaştırmanın tek yolu budur. İletişimini yazılı yapmaya özen göstermeli ve resmi süreci başlatırken devlet memurluğunun temel kurallarından biri olan silsile yoluna dikkat etmelisin. Şikayetini, mobbing uygulayan kişinin bir üst makamına, yaşananları objektif ve somut kanıtlarla anlatan resmi bir dilekçe ile sunmalısın. Örneğin sorun yaşadığın kişi okul müdürü ise dilekçeni İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne hitaben yazmalı, evrak kayıt numaranı alarak süreci mutlaka resmi kanallar üzerinden başlatmalısın.


Dilekçen işleme alındıktan sonra idari inceleme ve soruşturma aşaması başlar. Bu süreçte görevlendirilen muhakkikler veya müfettişler olayı araştırmak üzere hem senin, hem şikayet edilen kişinin hem de şahit gösterdiğin meslektaşlarının ifadelerine başvurur. Bu araştırma evresi zaman alıcı ve psikolojik olarak yorucu olabilir. Bu yüzden profesyonel duruşunu bozmamak ve eğer üyesiysen sendikandan hukuki destek talep etmek de elini güçlendirecektir.


Yani sonuçta senin bir öğretmen olarak okuldaki varlık sebebin öğrencilerin ve yürüttüğün eğitim faaliyetidir. Bu süreçte karşına çıkan zorluklar veya sınırlarını aşmaya çalışan kişiler her zaman olacaktır. Önemli olan, işini eksiksiz yapman, mevzuata hakim olman ve duygusal tepkiler yerine olması gereken davranışları sergilemendir. Sınırlarını net çizen, neyi yapıp neyi yapmayacağını bilen ve bunu nezaketle ama kesin bir dille ifade eden bir öğretmene kimse kolay kolay mobbing uygulayamaz. Sen işini doğru yaptıktan ve haklarını bildikten sonra, okul kapısından içeri her gün başın dik ve vicdanın rahat bir şekilde girersin.

 

bottom of page