Okulda Kurduğumuz Yapay Zeka Ekibi
- onsaritas90
- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur
Uzun zamandır sosyal medyada zamanımı tüketmek yerine, geride faydalı bir şeyler bırakabilmenin derdindeyim. Tüketmek kolay, bir beğeni, bir kaydırma ve nihayetinde koca bir unutuş. Oysa üretmek emek ister, sabır ister ve çoğu zaman gece yarılarına kadar uykusuz kalmayı gerektirebilir. İşte bu yazı, o üretme gayretinin küçük bir parçası. Anlatacağım hikaye ise gerçek bir var etme mücadelesi benim için.
Eğitim hayatının içinde geçen yıllar insana çok kıymetli bir hakikati öğretiyor: En büyük öğrenme, yeniden merak etmeye başladığınız anda gerçekleşiyor. Son birkaç yılda yapay zeka hayatımıza hızla girerken, okul müdürümle sohbetlerimizin birinde kendimize bir soru sorduk: “Öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi bu yeni dünyanın neresine konumlandıracağız?” Aslında bütün hikaye, tam olarak zihnimizi kurcalayan bu sorunun etrafında şekillenmeye başladı.

Biz de Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzün koordinasyonunda, görev yaptığım Feriha Uyar Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi çatısı altında bir yapay zeka ekibi kurmaya karar verdik. Sürecin en güzel tarafı, bu ekibin tamamen farklı alanlardan insanların ortaklığında bir araya gelmesi. İlçe MEM’den bir şube müdürümüzün öncülüğünde, okul müdürümüz, birlikte öğrencileri koordine ettiğimiz bir öğretmen arkadaşım ve beş öğrencimizle aynı masanın etrafında buluştuk. En çok hoşuma giden detay ise bu beş öğrencinin Ulaştırma Hizmetleri alanından olması. Lojistiğin düzenli yapısına alışkın olan bu gençlerin, yapay zekanın algoritmik mantığına bu kadar hızlı adapte olmaları gerçekten gurur verici.
Sürece başlarken hemen bir organizasyon şeması hazırladık. Kim hangi alanda çalışacak, eğitimler nasıl ilerleyecek, hepsini adım adım planladık. Şimdi dönüp baktığımda asıl yoğun mesainin toplantılardan sonra başladığını fark ediyorum. Okulda dört toplantı yaptık ama esas emek, sonrasında bilgisayar başında verildi. Geçenlerde gece yarısı çalışma masamda oturmuş, öğretmen arkadaşlarımız için hazırladığımız 15 saatlik eğitimin “Prompt Yazma” bölümünü düzenliyordum. O an şunu düşündüm: Biz aslında bir eğitim hazırlamaktan ziyade yepyeni bir dili öğrenmeye ve öğretmeye çalışıyoruz. Özellikle tecrübeli öğretmenlerimizin bazıları içib bu eğitimi hazırlamak zor sayılabilir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu değişim karşısında hemen uyum sağlamayı tercih etseler de arada değişimi kabullenmeyenler de olabiliyor.
Süreç devam ederken MEB’in yayımladığı “Yapay Zeka Araçları” adlı belge de bize çok ciddi bir rehber oldu. Uzun uzun dokümanlar okuduk, sayısız video izledik ve karşımıza çıkan her aracı evvela kendimiz denedik. Özellikle Ozay Sihay’ın videoları bizlere çok katkı sağladı. Sonra dönüp “Bunu öğretmene en sade şekilde nasıl aktarabiliriz?” diye düşündük. Hazırladığımız sunumların her satırında işte bu emeğin izi var. Hatta işin ruhunu yansıtabilmek için kendi içimizde bir tanıtım videosu bile hazırladık.

Peki tüm bunlar nasıl gerçekleşiyor? Öğrencilerimizin günde 9 saat dersi var ve akşam beş gibi okuldan çıkıyorlar. Bazıları okul bitiminde doğrudan dershaneye gidiyor. Bu tempoda ek çalışma yapmak neredeyse imkansız. Tek şansları, öğle arasındaki 45 dakika ve teneffüslerde okulun bilgisayar laboratuvarını kullanmak. Öğrencilerimiz o kısacık zaman dilimlerinde laboratuvara koşup yapay zeka araçlarını denediler. Kimi zaman bir araç açılmadı, kimi zaman oluşturdukları çıktılar hiç istedikleri gibi olmadı. Ama pes etmediler. İşte bu yüzden onların çabası, benim gözümde hazırladığımız tüm eğitim içeriklerinden çok daha değerli. Sanırım bir öğretmen için en güzel hislerden biri öğrencilerinin sorumluluk aldığını görmek.
Bizim ekipteki gençler süreç ilerledikçe gerçekten büyüdüler. İçlerinden biri metinsel yapay zeka araçlarına yoğunlaştı ve adeta bu alanın uzmanı oldu. Bir başkası görsel üretim araçlarını sahiplendi, diğeri ses ve işitsel yapay zeka tarafında çalışmaya başladı. Ekibimizden biri ise tüm sürecin hafızası oldu. Yapılan her toplantıyı, alınan her kararı düzenli olarak raporladı. Onların bu gayretini görmek bana şunu yeniden hatırlattı, gençlere alan tanındığında ortaya çok güzel işler çıkabiliyor.
Haftalar süren hazırlıkların ardından artık sınıflara girmeye de başladık. Şu sıralar pilot uygulamalarımız ile meslektaşlarımızla buluşuyoruz. Tabii işin sonunda süreci ölçmek de gerekiyor. Bu yüzden eğitimlerin sonuna küçük bir değerlendirme sınavı ekledik. İşin ilginç tarafı, sınav sorularını hazırlarken bile yapay zeka araçlarından fikir aldık. Sanırım artık öğrenme süreçlerimizin içine doğal bir şekilde dahil olmaya başladılar. Zaten bizim amacımız da yapay zekanın bir asistan gibi kullanılması, işleri kolaylaştırması ve en önemlisi bize zaman kazandırması.

Ama bizim en çok istediğimiz şey bütün bu deneyimin bir okul etkinliği olarak kalmaması. Yaşadığımız süreçte yaptığımız hatalar, bulduğumuz çözümler, işe yarayan yöntemler... Hepsi çok kıymetli birer tecrübeye dönüştü. Şimdi ekibimizle birlikte “Yapay Zeka Araçlarının Deneme Süreçleri ve Başarılı Uygulama Sonuçları Raporu” üzerine çalışıyoruz. İstiyoruz ki bu çalışma yalnızca okulumuzun arşivinde duran bir dosya olmasın. Yapay zeka konusunda adım atmak isteyen, teknolojiyle eğitimi bir araya getirmeye çalışan öğretmenlere gerçekçi bir yol haritası sunsun. Çünkü sahada bizzat denenmiş tecrübelerin çok daha ufuk açıcı olduğuna inanıyorum.
Biz okulumuzda yapay zeka ile eğitimi bir araya getirmeye, öğrenmeye ve gelişmeye devam ediyoruz. Açıkçası bundan birkaç yıl sonra bugüne dönüp baktığımızda, eğitimde çok önemli bir dönüşümün başlangıç dönemlerini konuşuyor olacağız gibi hissediyorum.


